İKi öLüMlü Kaza Ve Iki Bakış AçıSı

terminalotobus 08 Mayıs, 2008 17:47 Genel Bağlantı Trackbackler (0)

 

sozsizde@olaygazetesi.com.tr  

İki ölümlü kaza ve iki bakış açısı...
EVET SAYIN OKUYUCULAR BİR BAKARMISINIZ BU OLANLARA BURSA DA Kİ İNSANLARIN ELİNDEN EKMEK TEKNELERİ ALINIYOR ADAPAZARIN DAKİ BİR TAŞERON FİRMAYA VERİLOYOR. VAY ANASINA SAYIN SEYİRCİLER BU NASIL BİR İŞTİR PARDON RANTTIR-ÇIKARDIR. İŞTE GÖRÜN VE NASIL HAKSIZLIĞA UĞRADIĞIMIZI GÖRÜN. BİZİMDE SESİMİZİN GÜR ÇIKACAĞI GÜNLER GELECEKTİR ELBET. YARIN SANDIĞI ÖNÜMÜZE KOYDUKLARINDA MEFTAYI NASIL BİLİRDİNİZ DİYE SORULACAK ELBET.
 

Bildiğiniz gibi 05.05.2008 günü Hürriyet Köprüsü`nde yaşanan üzücü kazada  iki vatandaşımız can verdi.    Otobüsün mü yoksa otomobil sürücüsünün mü hatalı olduğuna elbetteki yargı karar verecek. Ama olayla ilgili olarak farklı iki bakış açısını yansıttığını düşündüğüm için Doğan Kahya ile Ferid Kara`nın mektuplarını köşeme almaya karar verdim. Yorumu ise siz okurlarıma bırakıyorum.  Doğan Kahya`nın mektubu kısaca şöyle: `Ben Burulaş sarı otobüs şoförlerinden biriyim.05.05.2008 pazartesi günü meydana gelen üzücü trafik kazası sonrası size bu mektubu yazmaya karar verdim.
     Öncelikle kazada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet yakınlarınada başsağlığı diliyorum. Kazaya karışan arkadaşımıza ve Bursa halkına da büyük geçmiş olsun diyorum.
     Şimdi sizlere bu sarı otobüs şoförlerinin yani bizlerin hangi şartlar ve psikolojik ortamda çalıştığımızı anlatmak istiyorum.   Biz sarı otobüs şoförleri merkezi Adapazarı` nda bulunan bir taşeron firmanın çalışanlarıyız ve Tümtis Sendikası`na üye olduğumuzdan beri işverenlerimiz ile aramız açık. Sendikaya neredeyse yüzde doksan oranında üye olmamıza rağmen ne yazıkki sendikamız toplu görüşmelere başlayamamıştır. Çünkü daha önceleri ortalıkta hiç görünmeyen Demiryol-iş sendikası bizim Tümtis Sendikası`na üye olduğumuzu duyunca harekete geçmiş bu duruma itiraz etmiş ve buradaki işverenlere sendikadan kurtulmak için zaman kazandırmıştır.
     Şimdi gelinen bu noktada ise 31 Mayıs 2008 tarihi itibarı ile hepimiz birden işimizi kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyayız.Zira çalışmakta olduğumuz şirketin sözleşmesi bu tarihte sona ermekte ve bundan sonra ne olacağını kimse bilmemektedir. Bu sebeplede işverenimiz olan Evin Taş yetkilileri bizlere ihbar tazminatı ödememek için günlük ikişer saat iş arama izni kullandırmaktadır. Bazı arkadaşlarımız günde beş saat çalışıp direksiyondan iniyor ve iş arama izini kullanıyor,bazı arkadaşlarımızda ortaya çıkan bu personel açığını kapatmak için günde 13 saat çalışmak zorunda bırakılıyor. Çünkü izin kullananların yerine çalıştırılacak fazladan personel yok.
     Razı oluyorlar ama bir yandanda bu yoğun trafikle baş edebilmek için birbirlerinden aldıkları sakinleştirici antideprasan ilaçları leblebi gibi yutuyorlar. Hiç bir doktor tavsiyesi olmaksızın.Çünkü bu iş yerinde doktora çıkmakta yasak.  İşe gireli neredeyse iki yıl olup yıllık izin kullanmayan bir çok arkadaşımız var. Haftada bir gün olan izin günlerinde de genellikle mesaiye çağrılıyorlar.
     Amaç az personelle daha fazla para kazanmak olabilir. Ancak burada yapılan iş Bursa halkına bir hizmettir. Bu işi yapan personel iki yıldır doğru dürüst hafta tatili yapmamış, senelik izin kullanmamış bu sebeple bedenen, on aydır süren sendikadan çık yoksa sende diğerleri gibi işinden olursun baskıları sebebiyle de fikren yorgun durumdadır.
     Bu durumda bize dertlerimizi halkımızla paylaşmaktan başka çare kalmıyor.Tabiki sizler yayınlarsanız.Yayınlayınız ki halkımız bizim hangi şartlarda hizmet verdiğimizi öğrensin. Bir şirketin nasıl oluyor da  Adapazarı`ndan gelip Bursa`daki toplu taşıma işini alabildiğini halkımız  bir düşünsün...`
     Madalyonun iki yüzünü görebilmemiz açısından Ferid Kara`nın mektubunu da yayınlamakta yarar var. Çünkü Kara, otobüs şöförlerinden çok şikayetçi ve ciddi ithamları var. Mektubu kısaca şöyle: `Geçenlerde yazmış olduğum ve sizin de yayınladığınız  yazım için öncelikle çok teşekkür. Hatırlarsanız bu yazıda `otobüs şöförlerine eğitim verilsin, biraz ayna kullanmayı öğrensinler`  demiştim.
      Hemen ardından 05.05.2008 tarihinde, Hürriyet Köprüsü`nde otobüsün de karıştığı kazada, 2 kişi malesef yaşamını yitirdi.  Bu kaza sadece bir örnektir.   
     Sizin yazınızdan sonra zabıta amirliğinden `Zaten her yıl eğitim veriliyor` diye bir cevap gelmişti. Bu kaza da ne kadar eğitim verildiğini gösterdi. Demekki sadece lafla veriliyormuş.       Merak ediyorum otobüs sürücüsüne ne ceza verilecek? Sonuçta iki can gitti. Herkes üzerine düşen görevi layıkıyla yapsın.
    Ben de hergün trafikteyim. Eminim benim gibi trafikte olanların bir çoğu böyle tehlikeler atlatıyordur.    Çünkü otobüs şöförleri gerçekten çok tehlikeli araç kullanıyor. Belki de  `Altımızda büyük araba var, nasıl olsa belediyenin, çarpsak da birşey olmaz` diye düşünüyorlardır. Bence yetkililer bir an önce önlemini alsınlar. Gerekirse kendileri binip denetlesinler. Tabiki şöförlerin haberi olmadan...


Hepsi - WeblogTR

© 2007 - Design by Omar Romero (all rights reserved)