ÇAlışMa Ve Soyal GüVenlik Bakanı SayıN Faruk ÇElik'e AçıK Mektup

terminalotobus 13 Nisan, 2008 18:08 Genel Bağlantı Trackbackler (0)

Sayın Bakanımız;  

Size sorunumuzu daha öncede defalarca kez arz ettik. Ancak her defasında –Halledeceğim- diyerek sırtımızı sıvazladınız… Belki unutmuşsunuzdur. Söz uçar, yazı kalır atasözümüzden hareketle size bir daha hatırlatalım istedik…

 

Mayıs 2007 Ankara ya geldik. Sadullah Ergin Beyin katkılarıyla sizinle görüştük. Hallederiz arkadaşlar dediniz. Bursa ya geldiğimde bu işle uğraşacağım ve sizi mağdur etmeyeceğim dediniz.

 

Haziran 2007 ayında Bursa’nın Çağlayan Köyünde açılan Soğuk Hava Deposunun açılışına katıldığınızda yaklaşık  35-40 kişilik bir gurup olarak oturduk konuştuk. Bize zaman ayırdınız sorunlarımızı dinlediniz ve dediniz ki:

 -Arkadaşlar; bizim Parti olarak politikamız özelleştirmeden yanadır. Belediyenin yaptığı bu uygulama tamamiylen yanlıştır. Size söz veriyorum bunu düzelteceğim.   

Bizlerde inandık, sevindik. Gurup başkan vekili idiniz ve Bakan olacağınıza kesin gözüyle bakıyorduk… Bir iki hafta sonra Bursa da bir seçim gezisi sırasında tekrar sorduk:

 

–Efendim siz bize söz verdiniz ama herhangi bir şey çıkmadı Belediye başkanımız Sayın Hikmet Şahin bize randevu bile vermiyor dedik. Bize dediniz ki:

 

- Arkadaşlar; belediye başkanı ile şimdilik bir polemiğe girmek istemiyorum. Bu seçimler arefesinde doğru olmaz. Ama sözümün arkasındayım işinizi halledeceğim.

 

Aradan 2-3 hafta geçti tekrar bir seçim gezisinde size hatırlattık. Efendim dedik, bizim hatlarımız elimizden alındı. Mağdur edildik, hepimiz zor durumdayız, perişanız. Bize yardımcı olun lütfen… Bize dediniz ki:

 

 -Arkadaşlar; seçime birkaç gün kaldı yoğun bir şekilde seçime odaklanmışız. 22 temmuz seçimlerini atlatalım 23 temmuz günü işinizi halledeceğim. Size verdiğim sözün arkasındayım ve hiç kimsenin sizi mağdur etmesine müsaade etmeyeceğim. 

22 temmuz seçimlerini atlattık Partimiz 1. parti çıktı. Beklediğimiz gibi sizde Bakan olarak kabineye girdiniz. Bu defa sevincimiz iki kat arttı. Dedik ki sayın Faruk Çelik Bakan oldu. Bize verdiği sözü tutar, işimizi çözer, bizi mağdur etmez. Bakan olduktan sonra Bursa’yı ziyaretinizde sizi Kestel’de karşıladık AK Parti binasına kadar peşinizden geldik ve orada ayak üstü size hatırlattık. Bize dediniz ki:

 Arkadaşlar; yakında Ankara’da belediyeler toplantısı var belediye başkanı Hikmet Şahin oraya gelecek orada halledeceğim hiç merak etmeyin. 

İçimizde ki bazı arkadaşlar homurdanmaya başladılar dediler ki – bunlar politikacı yani İngilizcesi ile iki yüzlü  insanlar  pek güvenmemek lazım. Her defasında sırtımızı sıvazlıyor bizi baştan savma yapıyor, ve adam yerine koymuyorlar.  Bizi adam yerine koyacak insanlara derdimizi anlatalım. Bize bakan değil bizi gören insanlarla muhatap olmaya çalışalım. Homurdanan arkadaşlarımıza dedik ki Sizin içiniz fesat. Koskoca bakan bize yalan söyleyecek değil ya…

 

Bu arada birçok insan bize bu hatları unutunuz çünkü siz Artvinli değilsiniz dediler. Artvinli olmayan Bursa da iş yapamaz dediler. Kendi yandaşlarını korurlar dediler. Bunlar ali dibo oyununa başvurur dediler. Sizden bir çıkarları veya rantları yok dediler… İnanmadık ve inanmak istemedik. Dedik ki kimimiz Rizeli, Trabzonlu, kimimiz Hataylı, kimimiz Adanalı, Adıyamanlı… Rizeli ile Muşlu ortak olmuş, Trabzonlu ile Elazığ’lı ortak araç işletiyor.  Hatta bir dönem Ağabeyiniz Sayın Osman Çelik Bey’inde bizim hatlarımızda ortaklığı vardı. Böyle düşünenlere bunları hatırlattık.  

 

Bu arada çeşitli yollardan arkadaşlarımıza ulaşan bazı şahıslar işinizi biz çözeriz. Bize şu kadar para verirseniz Bakanı da Başbakanı da Belediye Başkanını da bağlarız diyorlar. Biz bu tür şahıslara itibar etmiyoruz. Lakin Bir çoğunun ima ettiği şu “sanki bu işlerin böyle döndüğü, bu çarkın bu şekilde işlediği…”

 

 Sayın Bakanımız;

 Bursa Terminal Özel Halk Otobüsleri 4 haziran 1997 tarihinde ihale edilirken Sözleşmenin 8. maddesinde hatlar ve araçlar satılamaz ve devredilemez ibaresi yer alıyordu. Belediyede ihale sözleşmesinin 8. maddesini göz ardı ederek bu hat ve araçların satılmasına müsaade etmiş, çalışma ruhsatı vermiş ve bu devir ve satışlar karşılığında her satılan hat ve araçtan 12.500 YTL devir temlik ücreti almıştır. Hatta bazı hatlar 5-6 defa el değiştirmiş ve belediye her defasında da bu devire müsaade etmiş, bu devir ve temlik ücretini defalarca almıştır. 

Bizlerde belediyenin bu  hat ve araçların satışına müsaade etmesi ve çalışma ruhsatı vermesine güvenerek varımızı-yoğumuzu harcayarak, borç-harç edip bir servet ödeyerek bu hatlardan satın aldık. Daha bir yıl önce bile belediye bu satış ve devirleri onaylarken son bir yılda belediye yaptığının yanlış olduğu farkına varıp devir ve ruhsat işlemlerini durdurdu. Ama olan olmuştu. Bizler bu hatlara varımızı yoğumuzu bağlamış bir servet ödeyerek  bu hatlardan almıştık. Yani Belediyenin yanlışlığının kurbanı olmuştuk. Madem belediye bu hatları iptal edecekti neden bir sene evvel bile bize ruhsat verdi ve 12.500 YTL devir temlik ücreti aldı. Şimdi de Belediye çıkıp bize kusura bakmayın sizi çalıştıramayız diyemez, diyememelidir. Hatasının karşılığı  bizleri mağdur etmek değil bizleri istihdam etmesi gerekir.

 

 Sayın Bakanımız;

 Bizler 48 araç sahibiyiz. Her araç 3-4 ortaklıdır. İkişer şoför çalıştırmaktaydık. Her kesin 4-5 nüfusa baktığını hesaba katarsak yaklaşık 1500 kişinin geçim kaynağı olan Terminal Özel halk Otobüsleri aynı zamanda Büyükşehir belediyesine de yıllık 2,5 milyon YTL gelir sağlamaktaydı. Bursa’da  Toplu taşımacılık yapan hiçbir gurup bu kadar geliri belediyeye sağlamıyordu…   

3 yıl önce araçlarımız eskimeye başlayınca Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Hikmet Şahin ile yüz yüze görüşmemizde otobüsleri değiştirme talebimizi ilettik ve hangi marka ve model araç almamız gerektiğini bize bildirmelerini istedik ancak Belediye Başkanımız ‘araçlarınızı değiştirmeye gerek yok zaten 2-3 yıllık zamanınız kalmış’ diyerek bu talebimizi geri çevirdi. Daha sonraki görüşmelerimizde Belediye Başkanımız Sayın Hikmet Şahin bizlere zamanınız dolduğunda hiçbir esnafın mağdur edilmeyeceği  sözünü vermesine rağmen sözleşmemiz bittiği gün hatlarımızı Burulaş A.Ş’ye yasal olmayan bir şekilde vererek bu hatlardan geçimini temin eden 1500 nüfusun mağdur edilmesine sebep olmuştur. 

Bizim gibi Bursa’da taşımacılık yapan Halktur, Ayaztur, Kandil Gıda ve Yaztur gibi şirketlerinde sözleşmeleri bitmesine rağmen her defasında uzatılmakta ve mağdur edilmemelerine rağmen sadece Terminal Özel Halk Otobüslerinin sözleşmelerinin fesh edilmesi ve bunca insanın mağdur edilmesinin bir açıklaması olmalıdır? Bizlerin bir sürü mazot borcu, kredi kartı borcu dağ gibi büyümüşken. Bu insanlar istihdam edilecekleri yerde aç-açıkta ve işsiz bırakılmalarının akılla-mantıkla izah edilecek bir açıklaması varmıdır? Yukarıda ismi geçen şirketlerde bizim gibi Özel Halk Otobüsü statüsündedir. Onlara tanınan ayrıcalığın sebebi nedir? Biz Belediyeye yıllık 2,5 Milyon YTL gelir sağlarken bu şirketlerin toplamı bile bizim gelirin çeyreği kadar Belediyeye gelir sağlamıyor. Ama her ne hikmetse onlar korunup kollanırken bize yapılan bu haksızlığın sebebi nedir? Bu ve benzeri sorular Bursa Komuoyunda da rahatsızlık yaratmış, partimizi töhmet altında bırakacak yorumlara sebep olmuştur. Bir çok insan  bu işte bir çıkar yada rant elde edileceği  kanaatindedir.  

Bizler Partimizin bu gibi söylemlerle yıpratılmaya çalışılmasına karşıyız. Bu yüzden 22 Temmuz  seçim arefesinde partimizi olumsuz etkileyecek hiçbir eylemde bulunmadık. Bu söylemlerin başkaları tarfından seçim meydanlarında malzeme olarak kullanılmasına müsaade etmedik. Ama inanınız ki bir çoğumuz o kadar sıkıntılar içindeyiz ki borçlarımız yüzünden evimize götürecek bir ekmeği bile bulamayanımız var. Arkadaşlarımızdan Mehmet Yuvarlak evine haciz gitmesi sonucu boğazını keserek intihara teşebbüs etmiş, bir başka arkadaşımız beyin kanaması sonucu bir tarafına felç inmiştir. Elimizden ekmek teknelerimizin alınması sebebi ile bir çoğumuzun psikolojisi bozulmuş, moralleri  çökmüş, ruh hali alt-üst olmuş durumdayız. 

Sayın Bakanımız;

 İhalemiz uzatılabilirdi yada ihale yapılırsa açık olarak yapılır bizimde ihaleye katılmamız sağlanabilirdi. Veya diğer guruplara uygulandığı gibi bizimde Bursa’nın muhtelif yerlerinde çalışmamıza imkan verilebilir, bir şekilde istihdam edilmemiz sağlanabilirdi…Hatlarımızın elimizden alınması biz hak sahiplerini rencide etmiştir, mağdur bırakmıştır.  

Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın  30 Mart’ta ki Bursa konuşmasında dediği gibi: “Birileri bizden imtiyaz istiyor. Biz adaletle hükmediyoruz. İmtiyaz verilecekse bu ancak millete verilir.” Biz Terminal Özel Halk Otobüsçüleri de milletin ta kendisiyiz. Buna rağmen imtiyaz istemiyoruz. Sadece Adalet istiyoruz belediyenin adil olmasını istiyoruz. Herkesin verdiği sözü tutmasını istiyoruz. Öncelikle belediye Başkanımız sayın Hikmet Şahin’ni  “Biz hiçbir esnafı mağdur etmeyeceğiz” sözünün arkasında olmaya davet ediyoruz. Hiç kimsenin bizi mağdur ederek imtiyazı kendine ve çevresine dağıtmamasını istiyoruz. Herkesi Adil olmaya davet ediyoruz ve ADALET istiyoruz. Gün gelir Adalet herkese lazım olacaktır...İsmi Adalet’le başlayan Partimizin belediyesinin adaletsizlik yapması hem partimizin adına sürülen kara bir lekedir hem doğru değildir, hem de vicdanlara sığacak bir olay değildir. Bunu tarihte zaman da vicdanlarda affetmeyecektir.

 

Biliyoruz ki Sizin haberiniz olmadan Bursa da kuş uçmaz, yaprak kıpırdamaz,  rüzgar esmez, taş oynamaz… İşte bu yüzdendir ki size sorunumuzu bu defa yazılı olarak aktarma gereği hissettik. Umuyoruz ki bizi kaideye alıp sorunumuzu çözer ve mağduriyetimizin giderilmesine vesile olursunuz. Böylelikle Adaleti sağlamış ve Belediye Başkanımızın yaptığı hatayı telafi  etmiş olur, Geçimini bu hatlardan temin eden biz yaklaşık 1500 kişinin aç-açıkta bırakılmaması bir şekilde istihdam edilmelerine katkıda bulunmuş olursunuz.

  

Saygı ve selamlarımızla. Terminal Özel Halk Otobüsçüleri Derneği Yönetim Kurulu

 


AK Parti Bursa Milletvekillerine AçıK Mektup

terminalotobus 13 Nisan, 2008 18:06 Genel Bağlantı Trackbackler (0)

Sayın Milletvekilimiz; 

AK Parti Milletvekilleri olarak aşağıda ki satırları Okumanızı ve nasıl bir haksızlıkla karşı karşıya olduğumuza karar vermenizi ve bizlere yardımcı olmanız dileğiyle bu mektubu sizlere yazdık. Bu güne dek sorunumuz çözülür umuduyla sizleri rahatsız etmedik. Ancak bıçak kemiğe dayandı… Baktık ki sorunumuz çözülmüyor, çözülmek istenmiyor. Dolayısı ile kapınızı çalmak zorun da kaldık. Zira sizler bizim vekilimizsiniz, temsilcimizsiniz, hakkımızı hukukumuzu koruyup gözetenimizsiniz. Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan’nın deyimiyle “Biz hiç kimsenin hukuku çiğnenmesin, kalbi kırılmasın diye siyaset yapıyoruz.” Sizlerinde aynı kanaatte olduğuna inanarak çiğnenen hukukumuzun, kırılan kalbimizin, mağdur edilişimizi, hor görülüşümüzü içinize sindiremeyeceğinizi umuyor ve bu sorunun çözülmesi için bize yardımcı olacağınıza inanıyoruz. Bu sorun bizim sorunumuz olmaktan çıktı. Artık sizin sorununuzdur.

 

 Sorunumuz şu: 

Bursa büyük şehir belediyesi tarafından  Terminal Özel Halk otobüsleri geçen sene haziran ayında sözleşmeleri fesh edilerek. Burulaş A.Ş ye bu hatlarda araç çalıştırma yetkisi verildi. Ancak unutulan bir bir gerçek vardı. Bu hatlardan geçimini temin eden ve hemen hemen hepsi AK partili olan 1500 kişinin ekmek kapısı kapatıldı. Ayrıca Belediyenin yaptığı bu uygulama çifte standarttı, adam kayırma ve kollamaydı insan hak ve hukukunun ihlali idi.

 

 Sayın Milletvekilimiz; 

Bursa Terminal Özel Halk Otobüsleri 4 Haziran 1997 tarihinde Boykoop’a ihale edilirken Sözleşmenin 8. maddesinde hatlar ve araçlar satılamaz ve devredilemez ibaresi yer alıyordu. Belediyede ihale sözleşmesinin 8. maddesini göz ardı ederek bu hat ve araçların satılmasına müsaade etmiş, çalışma ruhsatı vermiş ve bu devir ve satışlar karşılığında her satılan hat ve araçtan 12.500 YTL devir temlik ücreti almıştır. Hatta bazı hatlar 5-6 defa el değiştirmiş ve belediye her defasında da bu devire müsaade etmiş, bu devir ve temlik ücretini defalarca almıştır. 

Bizlerde belediyenin bu  hat ve araçların satışına müsaade etmesi ve çalışma ruhsatı vermesine güvenerek varımızı-yoğumuzu harcayarak, borç-harç edip bir servet ödeyerek bu hatlardan satın aldık. Daha bir yıl önce bile belediye bu satış ve devirleri onaylarken son bir yılda belediye yaptığının yanlış olduğu farkına varıp devir ve ruhsat işlemlerini durdurdu. Ama olan olmuştu. Bizler bu hatlara varımızı yoğumuzu bağlamış bir servet ödeyerek  bu hatlardan almıştık.Yani Belediyenin yanlışlığının kurbanı olmuştuk. Madem belediye bu hatları iptal edecekti neden bir sene evvel bile bize ruhsat verdi ve 12.500 YTL devir temlik ücreti aldı. Şimdi de Belediye çıkıp bize kusura bakmayın sizi çalıştıramayız diyemez, diyememelidir. Hatasının karşılığı  bizleri mağdur etmek değil bizleri istihdam etmesi gerekir.

 

 Sayın Milletvekilimiz; 

Bizler 48 araç sahibiyiz. Her araç 3-4 ortaklıdır. İkişer şoför çalıştırmaktaydık. Her kesin 4-5 nüfusa baktığını hesaba katarsak yaklaşık 1500 kişinin geçim kaynağı olan Terminal Özel halk Otobüsleri aynı zamanda Büyükşehir belediyesine de yıllık 2,5 milyon YTL gelir sağlamaktaydı. Bursa’da  Toplu taşımacılık yapan hiçbir gurup bu kadar geliri belediyeye sağlamıyordu…      

Bizim gibi Bursa’da taşımacılık yapan Halktur, Ayaztur, Kandil Gıda ve Yaztur şirketleri’nin  de sözleşmeleri bitmesine rağmen her defasında uzatılmakta ve mağdur edilmemelerine rağmen sadece Terminal Özel Halk Otobüslerinin sözleşmelerinin fesh edilmesi ve bunca insanın mağdur edilmesinin bir açıklaması olmalıdır? Bizlerin bir sürü mazot borcu, kredi kartı borcu dağ gibi büyümüşken. Bu insanlar istihdam edilecekleri yerde aç-açıkta ve işsiz bırakılmalarının akılla-mantıkla izah edilecek bir açıklaması varmıdır? Yukarıda ismi geçen şirketlerde bizim gibi Özel Halk Otobüsü statüsündedir. Onlara tanınan ayrıcalığın sebebi nedir? Biz Belediyeye yıllık 2,5 Milyon YTL gelir sağlarken bu şirketlerin toplamı bile bizim gelirin çeyreği kadar Belediyeye gelir sağlamıyor. Ama her ne hikmetse onlar korunup kollanırken bize yapılan bu haksızlığın sebebi nedir? Bu ve benzeri sorular Bursa Komu oyunda da rahatsızlık yaratmış, partimizi töhmet altında bırakacak yorumlara sebep olmuştur. Bir çok insan  bu işte bir çıkar yada rant elde edileceği  kanaatindedir.  

Bizler Partimizin bu gibi söylemlerle yıpratılmaya çalışılmasına karşıydık. Bu yüzden 22 Temmuz  seçim arefesinde partimizi olumsuz etkileyecek hiçbir eylemde bulunmadık. Bu söylemlerin başkaları tarfından seçim meydanlarında malzeme olarak kullanılmasına müsaade etmedik. Ama inanınız ki bir çoğumuz o kadar sıkıntılar içindeyiz ki borçlarımız yüzünden evimize götürecek bir ekmeği bile bulamayanımız var. Arkadaşlarımızdan Mehmet Yuvarlak evine haciz gitmesi sonucu boğazını keserek intihara teşebbüs etmiş, bir başka arkadaşımız beyin kanaması sonucu bir tarafına felç inmiştir. Elimizden ekmek teknelerimizin alınması sebebi ile bir çoğumuzun psikolojisi bozulmuş, moralleri çökmüş, ruh hali alt-üst olmuş durumdayız. 

Bu arada birçok insan bize bu hatları unutunuz çünkü siz Artvinli değilsiniz Bursa’nın adı Burtvin olmuş. Artvinli olmayan Bursa da iş yapamaz, Kendi yandaşlarını korurlar Bunlar ali dibo oyununa başvurur, Sizden bir çıkarları veya rantları yok dediler… İnanmadık ve inanmak istemedik. Dedik ki kimimiz Rizeli, Trabzonlu, kimimiz Hataylı, kimimiz Adanalı, Adıyamanlı… Rizeli ile Muşlu ortak olmuş, Trabzonlu ile Elazığ’lı ortak araç işletiyor. Böyle düşünenlere bunları hatırlattık. 

 

Bu arada çeşitli yollardan arkadaşlarımıza ulaşan bazı şahıslar işinizi biz çözeriz. Bize şu kadar para verirseniz Bakanı da Başbakanı da Belediye Başkanını da bağlarız diyorlar. Biz bu tür şahıslara itibar etmiyoruz. Lakin Bir çoğunun ima ettiği şu “sanki AK Parti’de bu işlerin böyle döndüğü, bu çarkın bu şekilde işlediği…”

 

 Sayın Milletvekilimiz; 

İhalemiz uzatılabilirdi yada ihale yapılmışsa açık olarak yapılır bizimde ihaleye katılmamız sağlanabilirdi. Veya diğer guruplara uygulandığı gibi bizimde Bursa’nın muhtelif yerlerinde çalışmamıza imkan verilebilir, bir şekilde istihdam edilmemiz sağlanabilirdi…Hatlarımızın elimizden alınması biz hak sahiplerini rencide etmiştir, mağdur bırakmıştır.  

Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın 30 Mart’ta ki Bursa konuşmasında dediği gibi:

“Birileri bizden imtiyaz istiyor. Biz adaletle hükmediyoruz. İmtiyaz verilecekse bu ancak millete verilir.”  Biz Terminal Özel Halk Otobüsçüleri de milletin ta kendisiyiz. Buna rağmen imtiyaz istemiyoruz. Adaletle hükmedilmesini istiyoruz. Belediye Başkanımız sayın Hikmet Şahin’i  “Biz hiçbir esnafı mağdur etmeyeceğiz” sözünün arkasında olmaya davet ediyoruz. Herkesi Adil olmaya davet ediyoruz ve ADALET istiyoruz. Gün gelir Adalet herkese lazım olur...

 

Evet maalesef bizim hukukumuz çiğnenmiş hatta ayaklar altına alınmıştır. Belediye başkanımız defalarca kez randevu talebimize rağmen bizi adam yerine koymamış,  kaideye bile alma gereği hissetmemiş ve hiçbir cevap vermemiştir… Mağdur edilmişiz, perişan edilmişiz, zor durumda bırakılmışız, hor görülmüşüz çifte standartta tabi tutulmuşuz. Bunu telafi etmenizi istiyoruz. Partimizin yetkili mercilerinde bunu dile getirerek hatta Başbakanımıza ulaştırarak mağduriyetimizi gidermenizi istiyoruz. Siz başbakanımıza bu durumu ulaştırmazsanız biz ulaştıracağız elbet. Bu esnafın yüzde yüz oyu size geldi. Şimdi bunları sırt üstü bırakmamalısınız. Mağdur edilmelerine müsaade etmemelisiniz.

 Bizim arkamızda mafya çete yok herhangi bir güç yok hepimiz kendi halinde ekmeğini çıkarmaya çalışan Gariban insanlarız. Bu yüzden belediye başkanının gücü ancak bize yetti…Varımızı-yoğumuzu bu hatlara bağlayarak bir lokma ekmek yemek istedik Çoluğumuzun-çocuğumuzun geçimini temin etmek rızkını kazanmak istedik. Onu da kendi partimizin Belediyesi bize çok gördü! 

İsmi Adalet’le başlayan Partimizin belediyesinin adaletsizlik yapması hem partimizin adına sürülen kara bir lekedir hem doğru değildir, hem de vicdanlara sığacak bir olay değildir. Bunu tarihte zaman da vicdanlarda affetmeyecektir.

 

 Umuyoruz ki bizi kaideye alıp sorunumuzu çözer ve mağduriyetimizin giderilmesine vesile olursunuz. Böylelikle Adaleti sağlamış ve Belediye Başkanımızın yaptığı hatayı telafi  etmiş olur, Geçimini bu hatlardan temin eden biz yaklaşık 1500 kişinin aç-açıkta bırakılmaması bir şekilde istihdam edilmelerine katkıda bulunmuş olursunuz.  

Hikayeyi bilirsiniz ancak bir daha anlatma gereği hissediyoruz.

 

Amerika’da zenciler ve beyazlar çatışması döneminde. Beyazlar zencileri en ağır işlerde ve kötü şartlarda çalıştırıyor fakat zaman zaman zencilerin iş yavaşlatma, verilen işi bitirmeme ve  başkaldırısıyla karşılaşıyorlar. Düşünmüşler ne yapalım diye. Akıllarına Zencilerin içinden birini onların başına geçirmeyi akıl etmişler ve uygulamışlar. Zencilerin başına geçen zenci Amerikalılardan daha zalim ve gaddar çıkmış. Ve zencileri daha çok ezmeye başlamış. Zencilerde bizim başımızda ki bizdendir diyerek bir zaman katlanmışlar ve işleri yürütmüşler. Ancak bakmışlar ki olmuyor bu defa zenci yöneticilerini alaşağı etmişler. Ve beyazların tekrar başa geçmesini istemişler.

 

Bizimkisi de o hesap  Öncelikle dedik ki bizim partimizdir. Belediye başkanı söz vermiş hiçbir esnafı mağdur etmeyeceğim demiş Sayın Bakanımız söz vermiş. Halledeceğim demiş. Bize düşen sabretmek. Seçimler döneminde yumuşak başlı durduk. Partimize bir zarar gelmesin istedik. Seçim meydanlarında kimse bizi kullanarak siyaset yapmasın istedik. Bu yüzden diğer partilerin kapılarını çalmadık. Sadece kendi partimizin kapısını çaldık. Ancak baktık ki yok. Belediye başkanımızdan da bakanımız dan da bir ses seda yok….

 

Başbakanımızın da sık sık okuduğu Merhum Mehmet Akif’in dizeleri gibi

Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem; / Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? /Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boynum./Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim, / Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. / Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.  / Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.

 

Sizlerinde Adam aldırma da geç git demeyeceğinize ve hakkı tutup kaldıracağınıza yürekten inanıyor. Allah Yar ve Yardımcınız olsun diyor, Saygı ve Selamlarımızı Sunuyoruz.

 

 Terminal Özel Halk Otobüsçüleri Derneği Yönetim Kurulu

   


Belediyecilere....

terminalotobus 13 Nisan, 2008 18:03 Genel Bağlantı Trackbackler (0)
 
Abdurrahman Dilipak - Vakit
a.dilipak@vakit.com.tr
2008-04-13

Belediyecilere..
 

Derin yapılar, çeteler nasıl oluşuyor?Kuşkusuz bu yapıların asırları aşan köklere sahip olanları vardır, yeni bitmeler vardır.. Sonuçta bu köklü yapılar, yeni bitmelerden büyük ölçüde besleniyor..
Belediyeler, yüksek bürokrasi, siyaset bu yapıların adeta insan kaynakları gibi.


Bu yapı kendi içinde önce derin partilere, derin derneklere, vakıflara dönüşüyor.. Zaman için “tek adam” konumuna, “ebedi şef” konumuna geliyorlar..
Kimi basamak basamak çıkıyor bu yolları, kimi tehdit ve şantajla alınıyor çetelerin arasına..


özellikle belediyecilerin dönem sonları kritik. Zaten ikinci yarıda başlar bozulma. Hem işi öğrenmiş, ekiplerini kurmuş oluyorlar, hem de artık seçim için bir bahaneleri var.. Fon oluşturacaklar ya!
İlk iki yılda solcu ise Cem evleri, bir takım sol dernekler, Sağcı ise cami, vakıf derken işler gelişir..


Geçen gün bir belediyede adamın 45 dönüm arsasının 15 dönümünü fiilen işgal etmişler.. Geri kalan 30 dönümün de 15’ini daha terk istiyorlar. O da yetmiyor, emsal en alttan.. Ya da kime selam verse para istiyorlar.. Vermezsen bir bahane buluyorlar, oyalıyorlar.. Adam dertli.. Malın yoksa da dertlisin, varsa da! “Ya mafiaya gideceğim” diyor, “Ya partiden birini bulacağım ya da emekli bir asker bulacağım” diyor.. Hani Kurtlar Vadisi’ni izliyor ya. O da çözümü bulmuş.. Siyasetçisini bulmuş, onun bir etkisi olmamış..
Başkalarından da dinledim. Bizzat bir tanıdığım var, adamın 3 dönümlük arsasının içinden çapraz yol geçirmişler, hiçbir parçası kullanılamıyor. Hani yolu biraz kenara çekseler, hiç olmazsa bir kısmı kullanılacak. Ama vergisini alıyorlar. İstimlak da etmiyorlar.. Hani onu biri alacak, işini ayarlayacak, trilyonları kazanacak..


Bir arkadaşımın bir arsası vardı, yeşil alan yaptılar. Yıllarca bekledi, sonra biri aldı, yeşil alan hemen kalktı, şimdi orada binalar var.. Belediyeler kimi yerlerde mafia gibi, çete gibi davranıyor.. Adamına göre.. Adamın vergisini vermesi yetmiyor, bir de ayrıca terk filan diye boğuluyor.. Bürokratlar, senin onu görmene göre takdir yetkisini kullanıyor.. “Niye mahkemeye gitmiyorsunuz” diyorum. Mahkemenin yıllar süreceğini, o zamana kadar kendini pişman edeceklerini söylüyor. Korkuyor.. Doğrusu o iş adamına da yazıklar olsun! O da teslim olarak sorunun bir parçası oluyor.. Bir defa hakkını almak için rüşvet veren adam, yarın borcunu ödememek, öbür gün de kamu malını götürmek için aynı işi yapabilir..


Yani Ergenekon her yerde..
Bir ilde, bir hastahane başhekimi biraz dikkat çekiyor, belediye başkanı, karşısına aday olur diye adamı boğmaya kalkıyor.. Elinde yetki var ya! Bunlar başarıya düşman.


İl başkan yardımcılarından birine soruyorum, canı sıkılıyor.. Parti stres altında. İş bilenin, kılıç kuşananın, bürokrasi ve belediyeler Ankara’dan talimat alıyormuş, teşkilatların bu anlamda bir denetim, yaptırım gücü yok.. CHP’nin bunları malzeme yapması, yıpratıcı bir siyasi kampanyaya döndürmesi korkusu ile birileri de susmayı tercih ediyor. Zaten ortalık toz duman..


Bakanın oğlu, başkanın yeğeni, ötekinin kayınçosu, herkes adamını bulmuş. Herkesin gördüğü, bildiği bir konuda kimsenin ağzını bıçak açmıyor..


çeteler bataklığına döndü ülke.. AK Parti, sadece çetelerin kurbanı değil, belediyeleri ve bürokrasisi ile kendisi de aynı hastalıktan malul. Bunu da görelim.. Eğer bu günden tedbir almazlarsa yarın çok geç olur.. öyle de futursuzlar ki! Bakın bir gün bunlar kötü olaylara sebep olabilir. Kafası bozulan biri silaha sarılabilir.


Ben herşeye rağmen hukuk yolu diyorum. Eğer vatandaş hakkını bilse, bu adamlara karşı ciddi bir mücadele verebilir.. O engelleyen bürokrat, o takdir yetkisini kötüye kullanan başkan, o haksız para isteyen kimse, onun üzerine hukuk yolu ile gidebilir, uğradığınız hak kaybı ve haksız taleplere karşı, hak kayıplarınızın o kişilerden tahsili yolunda işlem yapabilirsiniz..


Anayasanın 90. Maddesi delaleti ile kamu yararına olmayan bir işlem, yasada, yönetmelikte olsa bile yürütülemez.. Bu işlemlerden dolayı, işlemi yapan doğrudan sorumludur.. Şahsından tazmin edilir.
Yapıldıktan 3 ay sonra dökülen bir yol mu var, hemen bilgi edinme hakkınızı kullanın. Kim ne zaman yapmış, kim denetlemiş. Gerekirse mahkemeden bir tesbit davası açıp durum hakkında karar alın ve sonra idareden sorunun giderilmesi için talepte bulunun. Eğer sorun giderilmezse, idare mahkemesine dava açın. Eğer mahkemenin kararı gecikiyorsa ve karar vermiyorsa AİHM ya da BM İnsan Hakları Komiserliği’ne gidin.. Dava uzun sürse de, sonuçta bu zararı, zarara sebeb olan kişiler şahsen tazmin edeceklerini anlarlarsa korkarlar..


Tüketici dernekleri, hukuk ve insan hakları dernekleri ile olayın üzerine gidin. Noter tesbiti yaptırın, TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nu, Dilekçe Karma Komisyonu’nu harekete geçirin, Cumhurbaşkanlığı’ndan, Başbakanlık’tan, ilgili bakanlıklardan harekete geçmesini isteyebilirsiniz. Mesela Teftiş Kurulu Başkanlıkları’na ihbarda bulunabilirsiniz.. Basını harekete geçirebilirsiniz..


Bazı belediyelerden öyle haberler geliyor ki, bu adamlar artık bu işi vakayı adiyeden görmeye başlamışlar sanki. Terk filan yetmiyor, sen belediyenin şu işini yaparsan ben de senin dosyanı imzalarım..
Ne bileyim MüSİAD’ı ASKON’u harekete geçirin. Benim esnafım, işadamım da öğrensin işini biraz. Herkes öteki yolu çok iyi biliyor. “Al gülüm, ver gülüm..” Herkes de alışmış.. 3 verip beş alıyorsun.. Hani derler ya, devletin malı deniz, yemeyen domuz!..


Başka bir hırsız bir bağdan bir bostan çalarmış, rüşvet alan biri ise bir bostan karşılığı bir bağı satarmış..


Bu işin partiye, camiye yardımı olmaz. Camiyi filan istismar etmeyin.. Hırsızlık malla hayır yapılmaz.. Bu işin sonunda kimseye hayrı olmaz. Dünyanızı da ahiretinizi de berbat etmeyin.. Vatandaşa hizmet etmek için oradasınız.. Devlet size ganimet değil. Zenginine de, fakirine de hizmet götüreceksiniz.. Yoksa mafialaşırsınız.


Kutlu Doğum Haftası vesilesi ile size küçük bir hatırlatma, Peygamberimiz, Hicret’ten bir gün önce, kendisine emanet bırakılan, üzerindeki ödünç para ve malları Hz. Ali’ye emanet etti. Oysa o alacaklılar arasında kendini katletmeye gelenler ve buna karar verenler de vardı. Peygamberimizi yurdundan çıkartıyorlardı, ama o kendini katletmeye gelenlerin haklarına bile tecavüz etmedi. çünkü o “El emin”di! İnsaf edin..


Allah (cc) kitabında şöyle buyuruyor: “Bir kavme olan düşmanlığınız sizi onlar hakkında adaletsizliğe sevketmesin..” Eğer Yargıtay Başsavcısı’nın bir belediye veya bir bakanlıkta meşru bir işini, onun size haksızlık yaptığını düşünerek bir saat geciktirirseniz, siz zalimlerdensiniz demektir..


Belediyeler, ya da bakanlıklar, o bürokratik makamlar size mülk değil!
Zulm ile abad olunmaz.. Yaptıklarınız bilinmiyor sanmayın.. İstanbul, ya da Anadolu’da.. Yazık, ayıp, günah! İdari işler, ihaleler, emlak işleri..


AK Parti’ye yapılanlar yüzünden mağdur olabilirsiniz. Ama sizin içinizden eşlerinin bazılarının başı örtülü, bazıları açık, bazılarının yaptıkları ya da gözyumdukları da zulümdür, zulüm!


Hiçbir politikacı, yönetimindeki insanların yaşadıkları konusunda görmemezlikten, bilmemezlikten, duymamazlıktan gelme hakkına sahip değildir.. Belki de başınıza gelenler, etme-bulma meselesidir.. Hani, başka şey adına zulüm olur da, bunu her ne kadar dillendirmeseniz de, halkın gözünde o varolan “Müslüman” kimliğinizle bunu yaparsanız, bu konuda Allah hesabını seri olarak görür..


Siyasiler ve bürokratlar şunu hep akıllarında tutmalı: Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.. Bir gün elbet mutlaka.. Şeytanla ortak iş tutuyorlar ve ateş bir gün kendilerini yakalayacak.. Ve şunu da sormalılar kendi kendilerine, ayette hatırlatıldığı gibi: “İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin Allahım?!”
Kim onlar derseniz, çevrenize bakın.. O kadar çoklar ki, hemen göreceksiniz.. Başkalarının duyduğunu siz duymuyorsanız, duymak istemeyenden daha sağır kim olabilir ki? Selam ve dua ile.


Hepsi - WeblogTR

© 2007 - Design by Omar Romero (all rights reserved)